Başkan Altun, “Ülkemizde yoksul sayılabilmek için bile haneye 114 bin TL girmesi gerekiyor”
KAYSERİ (1HA) - Saadet Partisi İl Başkanı Erdal Altun, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerine dair değerlendirmelerde bulundu. Başkan Altun, "Bugün ülkemizde yoksul sayılabilmek için bile haneye 114 bin TL girmesi gerekiyor. Bu iktidar aziz milletimizi yoksulluğa bile hasret bırakmış, açlık sınırının altına mahkum etmiştir" dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan
enflasyon verilerine dair değerlendirmeler bulunan Saadet Partisi İl Başkanı Erdal
Altun, “TÜİK’in açıkladığı son enflasyon verileri ile vatandaşın pazarda,
markette ve mutfağında yaşadığı gerçekler arasındaki uçurum artık gizlenemez
bir hale gelmiştir. Resmî verilere göre yıllık enflasyon yüzde 32,61 olarak
açıklanırken, vatandaşın hissettiği hayat pahalılığı bunun çok daha
üzerindedir. İnsan hayret ediyor; acaba TÜİK bu fiyatları nereden alıyor? Belli
ki onlar mutfak alışverişini marketten değil, kendi hayal dünyalarından
yapıyorlar. Vatandaşın cüzdanını yakan gerçek enflasyonla TÜİK’in açıkladığı
sanal enflasyon arasındaki tek benzerlik, ikisinin de adının 'enflasyon'
olmasıdır. Biri milleti canından bezdiriyor, diğeri ise milletin aklıyla alay
ediyor! TÜRK-İŞ’in Mayıs 2026 verilerine baktığımızda ise durumun vahameti çok
daha net ortaya çıkmaktadır. Bugün dört kişilik bir ailenin: Açlık sınırı 35
bin 174 TL’ye, Yoksulluk sınırı ise 114 bin 576 TL’ye ulaşmıştır. Bekâr bir
çalışanın yaşama maliyeti ise 45 bin 488 TL olmuştur. Bugün ülkemizde yoksul
sayılabilmek için bile haneye 114 bin lira girmesi gerekiyor. Bu iktidar aziz
milletimizi yoksulluğa bile hasret bırakmış, açlık sınırının altına mahkûm
etmiştir. Şimdi soruyoruz: Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir aile nasıl
ayakta kalacaktır? Emekli maaşıyla yaşam mücadelesi veren milyonlar ne
yapacaktır? Gençler nasıl ev kuracak, nasıl gelecek planı yapacaktır? Eskiden
gençlerimiz evlilik öncesi mobilya takımı, düğün salonu bakardı, şimdi
evlenebilmek için bankalardan kredi onayı bekliyorlar. Bugün Türkiye’de artık
mesele sadece enflasyon değildir. Mesele; adaletsiz gelir dağılımıdır, Mesele;
üretimin durmasıdır, Mesele; vatandaşın alın terinin her geçen gün daha da
değersiz hale gelmesidir. Bir tarafta lüks ve israf büyürken, diğer tarafta
vatandaş temel gıda ürünlerini dahi hesap ederek almak zorunda kalmaktadır.
İnsanlarımız artık etin kilosunu değil, gramını konuşur hale gelmiştir. Kasap
önünden geçmek lüks, çocuklara süt alabilmek ise artık bir lütuf haline
gelmiştir. Saraylarda porsiyonlar küçültülmezken millet tenceresinde ne
kaynatacağını bilemez, kaynatacak bir şeyler alamaz hale gelmiştir. Saadet
Partisi olarak bizler; İnsanı merkeze alan, Üretimi önceleyen, Adil paylaşımı
esas alan bir ekonomi anlayışını savunuyoruz. Çünkü biliyoruz ki; Faize, borca
ve tüketime dayalı bir ekonomik düzen milletimizi refaha değil, yoksulluğa
sürüklemektedir. Bir avuç zengini daha da zengin eden bu düzen, Kayserili
esnafımızın da çalışan işçimizin de belini bükmektedir. Bugün Türkiye’nin
ihtiyacı; Rakamlarla algı yönetimi değil, Milletin sofrasındaki yangını
söndürecek gerçek çözümlerdir. Biz Saadet Partisi olarak; Emeklinin, Asgari
ücretlinin, Esnafın, Çiftçinin, İşçinin yanında olmaya devam edeceğiz. Vatandaşımız
şunu çok iyi bilmelidir: Bu ülkenin kaynakları vardır. Bu millet çalışkandır. Sorun
kaynak eksikliği değil, adalet eksikliğidir. Paylaşımda adalet olmadığı
müddetçe ne rakamlar büyür ne de yüzler güler” dedi.